<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul'un Işıkları &#187; admin</title>
	<atom:link href="http://www.istanbulunisiklari.com/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istanbulunisiklari.com</link>
	<description>İstanbul Gece Fotoğrafları</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Dec 2009 12:14:17 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Dikilitaş (Sultan Ahmet)</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/dikilitas-sultan-ahmet/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/dikilitas-sultan-ahmet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 02:03:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikilitaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dikilitaş]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sultanahmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[Theodosius Dikilitaşı, veya yalnızca Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı&#8217;nın güney tarafında, Yılanlı Sütun&#8217;un yanında bulunan bir Antik Mısır dikilitaşıdır. M.S. 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır&#8217;dan getirilerek şimdiki yerine dikilmiştir.
Dikilitaş ilk olarak Mısır firavunu III. Alaaddin taner inay tarafından M.Ö. 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak tapınağının yedinci pilonunun güneyine dikilmişti. Roma imparatoru II. Constantius M.S. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Theodosius Dikilitaşı</strong>, veya yalnızca <strong>Dikilitaş</strong>, Sultanahmet Meydanı&#8217;nın güney tarafında, Yılanlı Sütun&#8217;un yanında bulunan bir Antik Mısır dikilitaşıdır. M.S. 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır&#8217;dan getirilerek şimdiki yerine dikilmiştir.</p>
<p>Dikilitaş ilk olarak Mısır firavunu <span class="new">III. Alaaddin taner inay</span> tarafından M.Ö. 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak tapınağının yedinci pilonunun güneyine dikilmişti. Roma imparatoru <span class="mw-redirect">II. Constantius</span> M.S. 357 yılında dikilitaşı tahtta bulunuşunun 20. yılı onuruna Nil ırmağı üzerinden İskenderiye şehrine getirtti. Daha sonra, M.S. 390 yılında imparator I. Theodosius dikilitaşı gemi ile İstanbul&#8217;a getirterek Hipodrom&#8217;da şimdiki yerine diktirdi.</p>
<p>Dikilitaş kırmızı Asvan granitinden yapılmıştı ve orijinal yüksekliği 30 m idi. Ama ya nakliye sırasında ya da şimdiki yerine yerleştirilirken alt bölümü tahrip olduğu için bugünkü yüksekliği 18.45 m&#8217;dir (kaidesi ile birlikte 24,87 m). Ağırlığı yaklaşık olarak 200 ton&#8217;dur. ŞARK MEKTUPLARI kitabının sahibi Lady Montagu, 1718 tarihindeki mektupların birinde şunları yazmıştır: Bu taş, murabba şeklinde yontma taştan bir ayak üzerine mevzu dört sütun üzerinde duruyor.Taşın iki ayağında Kabartma olarak bir muharebe ve bir meclis resmi var. Diğer ikisinde ise Rumca ve Latince şunlar yazmaktadır: Difficilis qundam Dominis, parare ferenis Yussus et extinctis palmanre partare tyrannis. Omnia Thedosia cedunt, sobolique perenni.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/dikilitas-sultan-ahmet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayasofya Camii</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/ayasofya-camii/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/ayasofya-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 01:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Camiiler]]></category>
		<category><![CDATA[ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sultanahmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[Ayasofya (Yunanca: Αγιά Σοφιά, tam adı: Ναός τῆς Ἁγίας τοῦ Θεοῦ Σοφίας, Latince: Sancta Sophia ya da Sancta Sapientia),  Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından M.S. 532 &#8211; 537 yılları arasında İstanbul&#8217;un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul&#8217;un Türkler tarafından fethedilmesiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ayasofya</strong> (Yunanca: Αγιά Σοφιά, tam adı: Ναός τῆς Ἁγίας τοῦ Θεοῦ Σοφίας, Latince: <em>Sancta Sophia</em> ya da <em>Sancta Sapientia</em>),  <span class="mw-redirect">Bizans</span> İmparatoru I. Jüstinyen tarafından M.S. 532 &#8211; 537 yılları arasında İstanbul&#8217;un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul&#8217;un <span class="mw-redirect">Türkler</span> tarafından fethedilmesiyle <span class="mw-redirect">Fatih Sultan Mehmet</span> tarafından camiye dönüştürülmüştür ve günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.  Ayasofya, mimari bakımdan, bazilika planı ile merkezî planı birleştiren, kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.</p>
<p>Binanın adındaki “sofya” sözcüğü herhangi bir kimsenin adı olmayıp, eski Yunanca’da “bilgelik” anlamındaki <em>sophos</em> sözcüğünden gelir. Dolayısıyla “aya sofya” adı “kutsal bilgelik” ya da &#8220;ilahî bilgelik” anlamına gelmekte olup, <span class="mw-redirect">Ortodoksluk</span> dininde Tanrı&#8217;nın üç niteliğinden biri sayılır. 6. yüzyılın ünlü <span class="mw-redirect">mimarlarından</span> <span class="mw-redirect">Miletos</span>&#8216;lu (Milet) İsidoros ve Tralles&#8217;li (Aydın) Anthemios&#8217;un yönettiği Ayasofya’nın inşaatinde yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve Jüstinyen&#8217;in bu iş için büyük bir servet harcadığı belirtilir. Bu çok eski binanın bir özelliği yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır. Bizans döneminde Konstantinopolis Patriği&#8217;nin patrik kilisesi ve <span class="mw-redirect">Doğu Ortodoks Kilisesi</span>’nin merkezi olmuş bulunan Ayasofya, doğal olarak vaktiyle büyük bir “kutsal emanetler” koleksiyonunu içermekteydi.</p>
<p>1453’de <span class="mw-redirect">kilise</span> camiye dönüştürüldükten sonra Osmanlı sultanı <span class="mw-redirect">Fatih Sultan Mehmet</span>’in gösterdiği büyük hoşgorüyle mozayiklerinden insan figürleri içerenler tahrip edilmemiş (içermeyenler ise olduğu gibi bırakılmıştır), yalnızca ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozayikler bu sayede doğal ve yapay tahribattan kurtulabilmiştir. Cami müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozayikler yine gün ışığına çıkarılmıştır. Kısaca günümüzde tüm dünya insanları bu mozayikleri görmelerini iki kişiye borçludur: Biri, sanatı seven ve diğer dinlere saygı gösteren Osmanlı sultanı <span class="mw-redirect">Fatih Sultan Mehmet</span>, diğeri caminin müzeye çevrilmesine ve mozayiklerin tekrar gün ışığına çıkarılmasına karar veren Mustafa Kemal Atatürk&#8217;tür. Günümüzde görülen Ayasofya binası aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan Üçüncü Ayasofya olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofya’nın merkezî kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya istinat duvarlarını eklemesinden itibaren hiç çökmemiştir.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/ayasofya-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan Ahmet Camii</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/sultan-ahmet-camii/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/sultan-ahmet-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 01:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Camiiler]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sultan ahmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Sultan Ahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında sultan I. Ahmet tarafından İstanbul‘daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca “Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Ayasofya’nın 1934 yılında camiden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sultan Ahmet Camii</strong>, 1609-1616 yılları arasında sultan I. Ahmet tarafından <span class="mw-redirect">İstanbul</span>‘daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca “Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Ayasofya’nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul’un ana camisi konumuna ulaşmıştır. Aslında Sultan Ahmet Camisi külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır.</p>
<p>Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate sayan en önemli yanı, 20.000′i aşkın <span class="mw-redirect">İznik</span> çinisiyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır. Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır. 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içi 260 pencereyle aydınlatılmıştır. Yazıları <span class="mw-redirect">Diyarbakırlı</span> Seyyid Kasım Gubarî tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur ve Sultanahmet, Türkiye’nin altı minareli ilk camisidir.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/sultan-ahmet-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Mecidiye (Ortaköy) Camii</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/buyuk-mecidiye-ortakoy-camii/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/buyuk-mecidiye-ortakoy-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 23:19:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Camiiler]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mecidiye]]></category>
		<category><![CDATA[ortaköy]]></category>
		<category><![CDATA[sahil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Mecidiye Camii, halk arasında Ortaköy Camii, İstanbul Boğaziçi’nde Beşiktaş ilçesinin, Ortaköy semtinde sahilde bulunan Neo Barok tarzda bir camiidir.
Cami, Sultan Abdülmecit tarafından Mimar Nigoğos Balyan’a 1853 yılında yaptırılmıştır. Oldukça zarif bir yapı olan cami Barok üslubundadır. Boğaziçi’nde eşsiz bir konuma yerleştirilmiştir. Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki kısımdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Büyük Mecidiye Camii</strong>, halk arasında <strong>Ortaköy Camii</strong>, İstanbul Boğaziçi’nde Beşiktaş ilçesinin, Ortaköy semtinde sahilde bulunan Neo Barok tarzda bir camiidir.</p>
<p>Cami, Sultan Abdülmecit tarafından Mimar Nigoğos Balyan’a 1853 yılında yaptırılmıştır. Oldukça zarif bir yapı olan cami Barok üslubundadır. Boğaziçi’nde eşsiz bir konuma yerleştirilmiştir. Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşur. Geniş ve yüksek pencereler Boğaz’ın değişken ışıklarını caminin içine taşıyacak biçimde düzenlenmiştir.</p>
<p>Merdivenle çıkılan yapının tek şerefeli iki minaresi vardır. Duvarları beyaz kesme taştan yapılmıştır. Tek kubbenin duvarları pembe mozaiktendir. Mihrap mozaik ve mermerden, mimber ise somaki kaplı mermerden yapılmıştır ve ince bir işçiliğin ürünüdür.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/09/buyuk-mecidiye-ortakoy-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sütlüce Kongre Ve Kültür Merkezi</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/06/sutluce-kongre-ve-kultur-merkezi/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/06/sutluce-kongre-ve-kultur-merkezi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 20:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer Mimari Yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[kongre merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sütlüce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Sütlüce de 1999 yılında yapılmaya başlanan kongre merkezi projesi, Türkiye yi ziyaret eden Dünya Su Konseyi Başkanı Dr. Luic Fouchan in isteğiyle 2009 yılındaki Dünya Su Forumuna yetiştirilerek bitirildi. Proje için toplamda 85 milyon dolar civarında para harcandı. Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi, beş ana bina ve 73 bin metrekare alandan oluşuyor. Bu komplekste sergi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sütlüce de 1999 yılında yapılmaya başlanan kongre merkezi projesi, Türkiye yi ziyaret eden Dünya Su Konseyi Başkanı Dr. Luic Fouchan in isteğiyle 2009 yılındaki Dünya Su Forumuna yetiştirilerek bitirildi. Proje için toplamda 85 milyon dolar civarında para harcandı. Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi, beş ana bina ve 73 bin metrekare alandan oluşuyor. Bu komplekste sergi ve toplantı binası, tiyatro binası, konser ve kongre binası, sinema salonları, çok katlı otoparklar bulunuyor. 3 bin 200 kişi kapasiteli salona sahip. Bu salonda her türlü uluslararası kongre, konferanslar yapılabilecek. Tiyatro salonunda ise 1250 kişilik kapasiteli tiyatro oyunları yapılabileceği gibi, kongre, konferans düzenlemelerinde de kullanılabilecek. Bina sergi alanlarına da sahip. İstanbul da gerekli altyapı yatırımlarının bitmesinden sonra şehirde 100 ün üzerinde kongreye ev sahipliği yapılabilecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/06/sutluce-kongre-ve-kultur-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kız Kulesi</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/kiz-kulesi-2/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/kiz-kulesi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuleler]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[kule]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/blog/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı&#8217;nın Marmara Denizi&#8217;ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.
Üsküdar&#8216;ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kız Kulesi</strong>, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı&#8217;nın Marmara Denizi&#8217;ne yakın kısmında, <span class="new">Sa</span><span class="new">l</span><span class="new">acak</span> açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.</p>
<p><span class="mw-redirect">Üsküdar</span>&#8216;ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da <span class="mw-redirect">Bizans</span> devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder: &#8220;Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam seksen arşundur. Sathı mesehası ikiyüz adımdır. İki tarafına bakan yerde kapısı vardır.&#8221; Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın mühim kısımları <span class="mw-redirect">Fatih</span> devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş taşlarla kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmut’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin <span class="mw-redirect">Eminönü</span> tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.</p>
<p>İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi. Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy&#8217;den sandallarla yapılmaktadır.</p>
<p>Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine(o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içinde bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.</p>
<p>Antik Çağ&#8217;da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da &#8220;Tour de Leandros&#8221;(Leandros&#8217;un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/kiz-kulesi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kız Kulesi</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/kiz-kulesi/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/kiz-kulesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:45:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuleler]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/blog/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı&#8217;nın Marmara Denizi&#8217;ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.
Üsküdar&#8216;ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kız Kulesi</strong>, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı&#8217;nın Marmara Denizi&#8217;ne yakın kısmında, <span class="new">Sa</span><span class="new">l</span><span class="new">acak</span> açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.</p>
<p><span class="mw-redirect">Üsküdar</span>&#8216;ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da <span class="mw-redirect">Bizans</span> devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder: &#8220;Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam seksen arşundur. Sathı mesehası ikiyüz adımdır. İki tarafına bakan yerde kapısı vardır.&#8221; Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın mühim kısımları <span class="mw-redirect">Fatih</span> devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş taşlarla kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmut’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin <span class="mw-redirect">Eminönü</span> tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.</p>
<p>İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi. Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy&#8217;den sandallarla yapılmaktadır.</p>
<p>Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine(o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içinde bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.</p>
<p>Antik Çağ&#8217;da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da &#8220;Tour de Leandros&#8221;(Leandros&#8217;un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/kiz-kulesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sultan Ahmet Camii</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/sultanahmet-cami/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/sultanahmet-cami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:44:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Camiiler]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sultan ahmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/blog/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Sultan Ahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında sultan I. Ahmet tarafından İstanbul&#8216;daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa&#8217;ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca &#8220;Mavi Cami (Blue Mosque)&#8221; olarak adlandırılır. Ayasofya&#8217;nın 1934 yılında camiden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sultan Ahmet Camii</strong>, 1609-1616 yılları arasında sultan I. Ahmet tarafından <span class="mw-redirect">İstanbul</span>&#8216;daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa&#8217;ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca &#8220;Mavi Cami (Blue Mosque)&#8221; olarak adlandırılır. Ayasofya&#8217;nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul&#8217;un ana camisi konumuna ulaşmıştır. Aslında Sultan Ahmet Camisi külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır.</p>
<p>Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate sayan en önemli yanı, 20.000&#8242;i aşkın <span class="mw-redirect">İznik</span> çinisiyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır. Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır. 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içi 260 pencereyle aydınlatılmıştır. Yazıları <span class="mw-redirect">Diyarbakırlı</span> Seyyid Kasım Gubarî tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur ve Sultanahmet, Türkiye&#8217;nin altı minareli ilk camisidir.</p>
<p>Kaynak: Vikipedi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/sultanahmet-cami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eminönü Yeni Camii</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/eminonu-cami/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/eminonu-cami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Camiiler]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[eminönü]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[valide sultan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/blog/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Cami ya da Valide Sultan Camii, İstanbul&#8216;da 1597 yılında Sultan III. Murat&#8217;ın eşi Safiye Sultan&#8217;ın emriyle temeli atılan ve 1663&#8242;te ibadete açılan camidir.
Mimar Davut Ağa tarafından yapılmaya başlanmış, Mimar Dalgıç Ahmed Ağa devam ettirmiş ancak inşaatın başlangıcından 66 yıl sonra dönemin mimarbaşısı Mustafa Ağa tarafından IV. Mehmed zamanında bitirilebilmiştir.
Mimar Sinan&#8217;ın Şehzade Camii&#8217;nde ve Sedefkar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni Cami</strong> ya da <strong>Valide Sultan Camii</strong>, <span class="mw-redirect">İstanbul</span>&#8216;da 1597 yılında Sultan III. Murat&#8217;ın eşi Safiye Sultan&#8217;ın emriyle temeli atılan ve 1663&#8242;te ibadete açılan camidir.</p>
<p><span class="mw-redirect">Mimar Davut Ağa</span> tarafından yapılmaya başlanmış, <span class="new">Mimar Dalgıç Ahmed Ağa</span> devam ettirmiş ancak inşaatın başlangıcından 66 yıl sonra dönemin mimarbaşısı Mustafa Ağa tarafından <span class="mw-redirect">IV. Mehmed</span> zamanında bitirilebilmiştir.</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın Şehzade Camii&#8217;nde ve Sedefkar <span class="mw-redirect">Mimar Mehmed Ağa</span>&#8216;nın <span class="mw-redirect">Sultanahmet Camii</span>&#8216;nde kullandığı kubbe planını tekrarlar. Ancak kubbenin piramidi andırır şekilde yükselmesi kendine has bir özelliktir.</p>
<p>Yeni Camii etrafında <span class="new">Valide Sultan Türbesi</span>, <span class="new">sebil</span>, Mısır Çarşısı <span class="new">arastası</span> bulunmaktadır. Caminin mimari üslubu, kubbedeki yükseklik vurgusu ve yan cephe <span class="new">revaklarıdır</span>.</p>
<p>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından cami ve eklentilerinde günümüzde restorasyon çalışmaları yapılmaktadır.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/eminonu-cami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tophane Çeşmesi</title>
		<link>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/tophane-cesmesi/</link>
		<comments>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/tophane-cesmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:41:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çeşmeler]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[tophane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbulunisiklari.com/blog/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Tophane Çeşmesi İstanbul’un Tophane Meydanı’nda yer alan Sultan I. Mahmut tarafından 1732 yılında yaptırılmış, bir meydan çeşmesidir. İstanbul’un üçüncü büyük çeşmesidir ve şehirdeki en yüksek duvarlı çeşmedir. Tarih kitabesi şair Nafihi&#8216;ye aittir. 1. Mahmud Han Çeşmesi adıyla da bilinir.
Tophane Çeşmesi, güneyden Kılıç Ali Paşa, kuzeyden Nusretiye camileriyle, batıdan Tophane atölyeleri ve doğudan rıhtım ile çevrili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tophane Çeşmesi</strong> <span class="mw-redirect">İstanbul</span>’un <span class="mw-redirect">Tophane</span> Meydanı’nda yer alan Sultan I. Mahmut tarafından 1732 yılında yaptırılmış, bir meydan çeşmesidir. İstanbul’un üçüncü büyük çeşmesidir ve şehirdeki en yüksek duvarlı çeşmedir. Tarih kitabesi şair <span class="new">Nafihi</span>&#8216;ye aittir. 1. Mahmud Han Çeşmesi adıyla da bilinir.</p>
<p>Tophane Çeşmesi, güneyden Kılıç Ali Paşa, kuzeyden Nusretiye camileriyle, batıdan Tophane atölyeleri ve doğudan rıhtım ile çevrili Tophane Meydanı’nın ortasında inşa edilmiştir. Zamanla kıyının doldurulmasıyla denizden uzakta kalmıştır. 1700- 1740 yılları arasında meydanların ortasına geniş saçaklı, anıtsal meydan çeşmeleri yapılmıştır. Böylece çeşme yapımında klasik Osmanlı üslübundan Batı üslübuna geçiş yaşanmıştır. Tophane Çeşmesi de bu geçiş döneminin eseri olan bir çeşmedir. Çeşme Gümrük Emini olan Ahmed Ağa&#8217;ya 76.000 kuruş 84 akçeye yaptırılmıştır. Çeşme yapılacağı zaman burada bulunan tüm dükkânlar yıktırılarak meydan açılmıştır. Çeşmenin dört tarafı mimari ayrıntı olarak birbirinin aynısıdır. Çeşmenin açılışı ile <span class="new">Taksim Suyu Sistemi</span> faaliyete girmiştir ve padişah Taksim&#8217;den suyu kendi eliyle salıvermiştir.</p>
<p>Tophane çeşmesi yapıldığı dönemden itibaren iki defa büyük kapsamlı onarım görmüştür. Bunlardan ilki 1837 yılında gerçekleşmiş, çeşme üst örtüsü tamamen değişmiş, teras çatı yapılmıştır. 1956-1957 yıllarında ise, kentsel dönüşüm müdahaleleri kapsamında İstanbul Sular İdaresince restore edilmiştir.</p>
<p>Çeşme, yapıldığı dönemin zevkine uygun olarak bitki motifleriyle bezenmiştir. Taş süslemede saksı içindeki meyve ağaçları, vazoda çiçek görüntüleri yer alır. Bu motifler dikdörtgen çerçevelere, kenarlara ve nişin içine doğru bir sıralama dizi gibi sıralanmışlardır. Motifler birbirlerinden farklı kompozisyonlarda birer natürmorttur.<br />
Çeşmenin geniş ve üst köşelerinde eğri dönen saçağı ile barok mimari yaklaşım 1730&#8242;lu yılların karakteristiğidir.</p>
<p>Dönemin mimari sentezini ve bezemesini özgün halde günümüze taşıyan Tophane çeşmesi <span class="mw-redirect">Vakıflar Genel Müdürlüğü</span>’nün mülkiyetindedir.</p>
<p><em>Kaynak: Vikipedi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbulunisiklari.com/2009/05/tophane-cesmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
